Rahibe Theresa

Rahibe Theresa gecenin ve sessizliğin ortasında kalmayı seviyordu. Kendini okşamak için en ideal saatlerdi bunlar. Terasa çıktı ve başrahip adayı Papaz Nicholas’ı düşünmeye başladı. İsa’ya methiyeler düzen o ağız nasıl da ateşliydi. Onunla aynı odanın içinde olduğunda ıslanmaya karşı koyamıyordu. Papaz’ın -erkekliği had safhada- o kalın parmaklarının kendisine dokunması için neler vermezdi ki.
Therasa, rahibe entarisini seviyordu. Zira bacaklarını ayırıp eliyle bu entariyi dişiliğinin üzerinden kaldırması çok kolaydı. Yine öyle yaptı. Ve iç çamaşırının üzerinden dokundu, kadınlığına. Okşamaya başladı kasıklarındakini, parmak uçlarıyla. Klitorisine dokundu önce. Bir süre oyalandı orada. Rüzgarın uğultusu, gittikçe artıyordu sanki. Daha fazla bastırmaya başladı parmaklarını. Ve aşağı kaydırdı sonra. En gizli yerlere ulaştı. İnlemeye başladı umarsızca. Göz kapakları kapanmıştı. Kendinden geçmek üzereydi. Zevk ritüeli çok hızlı biçimde gerçekleşiyordu. Kendi inlemesi yüzünden terasın tahta kapısının açılışını ve rahibin ayak seslerini duyamadı.
Papaz Nicholas, onu görmüş ve kaşlarını çatmıştı. Öksürdü. Ancak Therasa, sürdürüyordu, kendini okşamayı. Rahibin kulakları, inleyişlerin arasından şu sesleri çekip çıkarabildi.
“Ah, evet Nicholas! Erkeğim!!”
Çok garip hissetti, kendini genç papaz Nicholas. Annesi koyu bir Katolik olan, babasız büyümüş bir erkek çocuğuydu. Annesine saygı ve sevgi beslerdi. Hayatı boyunca annesinin sözünden HİÇ çıkmamıştı. Yalnızca, yatak ıslatmaları olurdu. Ve gençliğinde, cinselliği yaşayan arkadaşları vardı. Ona bunu içtenlikle önerenler ve onunla bir bakir olmayı sürdürdüğü için alay edenler olmuştu. Nicholas, bu zamanlarda annesinin bir öğütüyle kendini iyi hissederdi:
“Anlık bir zevk, genel bir ruh temizliğinden asla daha iyi değildir, evladım.”
Şimdi, yıllardır İsa’ya hizmetlerini sunan Sister Therasa, karşısında bacaklarını iki yanına açmış masturbasyon yapıyor ve kendi ismini sayıklıyorken, annesinin öğütleri pek de dinlenebilir durmuyorlardı. Kararını verdi:

Sister’ın yanına gitti, üzerine eğildi ve eliyle çenesini tutup bir ufak öpücük kondurdu dudaklarına. Therasa, çenesinde dokunuşu hissetti ve gözlerini açtı. Ancak gözleri yumuk Rahip Nicholas’ı gördü. Şoke oldu, rahip kendisini ne kadar da güzel öpüyordu. Birkaç saniye kalakaldı. Daha sonra, o da karşılık vermeye başladı, kendini ve dudaklarını Nicholas’ın hakimiyetine bırakarak.
Nicholas, şeytanî filmlerden bildiği kadarıyla öpüyordu Therasa’yı. Gözlerini kapayarak ve dilini ağzının içine sokmaya çalışarak, acemice…
Therasa, daha kendine bile bu kararı itiraf edememişken, sımsıkı tuttu rahibin erkekliğinden. İnledi, ağzını ağzından çekip geriye çekildi ve kendisi tuttu kamışı. Therasa, alt dudağını ısırdı, “Öz- özür dilerim.” Nicholas, “SENİ ŞEYTAN!” dedi ve hızlıca çekip çıkarttı cüppesini üzerinden. Ve hiç beklemeden, bindi üzerine, Therasa’nın. Kalkmış ve acı içindeki penisini, klitorisinin oralara sokmaya çalışınca, Therasa uzandı eliyle erekte penise ve gösterdi yolu ona.
Rahip, ilk girişinde Tanrı’nın Meryem’i becermiş olması gerektiğini düşündü, ikincisinde Tanrı’yı sorguladı, üçüncüde belirgin bir kin oluştu içinde ve dördüncüde ve beşinde, zihnindeki haçı tersine çevirdi ve geldikten sonra, yığıldı bedeni Therasa’nın üzerine.
Rahip, yalnızca spermlerini çıkartmamıştı içinden. Prangalarından, kelepçelerinden ve özgürlüğünü kısıtlayanı da atmıştı dışa. Bu büyük ve ilk orgazmıyla aaaaahhhladı yeni Nicholas…

V.

Yorumlar

Popüler Yayınlar